Z Kuşağı Tehlikede mi?

  • mm
  • 3 hafta önce
  • 86 Görüntülenme
  • 0 0

Ergenler, ekranları (ekranı olan cihazları) çoğu ebeveyni korkutacak seviyede kullanıyorlar. Peki bu işin aslı nedir?

“Times” yazarı olan Tara-Parker-Pope, gençlerin başıboş, daima haklı ve sosyal medya bağımlısı olduklarını iddia eden ve ortalığı ayağa kaydıranlara karşıt olarak “Yoksa günümüz ergenleri sandığımızdan daha mı akıllı ve iyi durumdalar?” başlıklı bir yazı kaleme almıştır. Kanıt olarak da, silahlanmanın daha fazla kontrol altında tutulmasını savunan yürüyüşe liderlik eden, hayranlık uyandırıcı bir dik duruş ve motivasyon sergileyen gençleri göstermiştir.  Peki asıl hikaye nedir? “Z kuşağı” için endişelenmeli miyiz yoksa Tara Parker-Pope’un da savunduğu gibi yollarından mı çekilmeliyiz?

Her Neslin “Ahlak Paniği”

Hayata dair diğer çok önemli sorularda olduğu gibi, “Z Kuşağı nereye gidiyor?” sorusunun cevabı da belirgin değil. Z Kuşağı; internete, akıllı telefonlara ve sosyal medyaya kesintisiz biçimde bağlı olan günümüz gençleri ve lise öğrencileri olarak tanımlanır. Parker-Pope’un tarafını savunmak adına, Z Kuşağı hakkında bu kadar endişelenmenin oldukça karamsar bir iddia olduğu sağlam zemine dayandırılabilir.

Patrick M. Markey ve Christopher J. Ferguson, “Ahlaki Mücadele: Şiddet İçerikli Bilgisayar Oyunları Neden Yanlış?” isimli kitaplarında her nesle ait ebeveynlerin, gençlerin davranışları ile ilgili “ahlak” kavramı açısından nasıl bir panik yaşadıklarını anlatmışlardır. Hemen hemen her medya ya da teknoloji aracının (kitap, gazete, radyo, televizyon, müzik, bilgisayar oyunları, akıllı telefonlar, sosyal medya) tanıtılması ve genç neslin bunu kullanması ile daha yaşlı olan nesil genç neslin bir lağımın içine doğru çekildiği düşüncesiyle üzüntü/endişe yaşamaktadır. Kitapta bu düşüncenin neden yersiz olduğu açıklanmaktadır.

Çoğu ebeveyn, araştırmacı ve alim günümüz gençliğinden endişe duymaktadır. En azından bir parça da olsa akıllı telefon ve sosyal medyanın aşırı ve yanlış kullanılmasını kınayıp ayıplamaktalar. Hepimiz akıllı telefon ve sosyal medyanın gençliği nasıl çökerttiğine dair haber başlıkları ile karşılaşmaktayız. Peki bugünün gençlerinin yaşadığı bu sıkıntılı süreç acaba geçmiştekinden çok mu farklı? Bu tip endişeler fazla abartılmış ve yanlış yönlendirilmiş olamaz mı?

Her Neslin Genci Mükemmel İşler Başarır

Son dönemdeki yürüyüş ve protestolardaki heyecanlı genç liderler, “başıboş, daima haklı ve sosyal medya bağımlısı” özelliklerine pek de uymuyorlar. Asıl mesele, bu yorumu bireyler hakkında mı yoksa tüm nesil hakkında mı yapıp yapmadığımızdır. Her neslin mükemmel başarılar elde etmiş olağan üstü gençleri vardır kesinlikle. Bu nesil de aynı şekildedir. Z Kuşağı’nın ne çok iyi ne de çok kötü olduğunu gösterecek net bir kanıt göstermek mümkün değildir. Parkland’daki facianın baş kahramanı bir genç olsa da, onu şimdiki gençlerin bir temsilcisi olarak görmek istenen bir durum değildir.

Z Kuşağı’na Geniş Bir Bakış

Biraz geri çekilip şöyle bir soru sorabiliriz: “Z Kuşağı’nın durumunun iyi olup olmadığını nasıl bilebiliriz? Bu soruyu cevaplamadan önce, karşılaştırma yapabilmek için bazı ölçütler üzerinde anlaşma sağlamalıyız. Sonrasında da, şimdiki nesil ile geçmiş nesilleri kıyaslamak için, bu ölçütler yoluyla toplanmış veriyi incelemeliyiz. Günümüzde çocukların iyi olup olmadığını belirlemek için hangi ölçütleri kullanmalıyız? Yüksek okul mezuniyet durumlarını, genç hamilelikleri, ya da şiddet içerikli suç olaylarını kullanırsak Z Kuşağı önceki nesilden daha iyi durumdadır.

Bu husus tartışmaya açık olsa da, mutluluk (kişinin öznel olarak kendini iyi hissetmesi) ölçütü Z Kuşağı’nın (ya da herhangi bir kuşağın) ne durumda olduğunu belirlemek için en iyisidir. Mutluluk burada, huzurun derin bir şekilde hissedilmesine ve hayattan memnun olunmasına (dondurma yemekten aldığımız zevki kastetmiyoruz tabii ki) karşılık gelmektedir.

Z Kuşağı’na bir çok kaynaktan alınan veriler ışığında bakıldığında, bir önceki neslin gençlerine göre “iyi olma/mutlu hissetme” durumlarının düşüşte olduğu görülmüştür. İlginç bir şekilde, ekran kullanımı bu durumu kendi başına etkilememektedir. Hatta bazı çalışmalar, orta seviyede kullanımın bahsi geçen “iyi olma/mutlu hissetme” durumunu artırabileceğini ileri sürmüştür. Yine de, çoğu çalışma aşırı kullanımın bu durum üzerinde olumsuz etki yarattığını savunmaktadır.

Çıkan Sonuç…

Z Kuşağı tehlikede mi? Umumiyetle, Hayır… Ne de olsa kaygı bozukluğu, depresyon, umutsuzluk ve narsistlikten dolayı uçurumun kenarından düşmekte değiller. Hatta bir çoğu oldukça olağanüstü şeyler başarmaktalar. Ergen ve genç yetişkinlerin bir çoğu için akıllı telefonlar, sosyal medya ve bilgisayar oyunları ikili ilişkilerini, üretkenliklerini ve genel durumlarını olumlu yönde etkileyecek şekilde kullanılabilir. Teknolojinin kullanımının olumlu ve olumsuz yönleri gençlerin büyük çoğunluğu için, belli seviyelerde birbirini götürmektedir. Bu yüzden, önceki nesillere göre yeni neslin daha iyi ya da daha kötü oldukları şeklinde net çıkarımlar yapılması mümkün değildir.

“İyi hale/Mutlu hissetme” durumuna tek bir ölçüt ile değil de daha genel baktığımızda ise, gençlerde görülen depresyon, kaygı bozukluğu ve intihar girişimleri artmıştır. Bu artış güvenilir araştırmalarla doğrulanmış ve dikkati üzerinde toplamaya değerdir. Her şeyi akıllı telefonlara ve sosyal medyaya bağlamamak gerekse de araştırmalara göre bu durumu asıl olumsuz etkileyen şeyin “aşırı kullanım” olduğu belirtilmektedir. Etkin kullanımı öğrenen gençler için her şey çok çok daha iyi olacaktır.

https://www.psychologytoday.com/intl/blog/tech-happy-life/201805/is-generation-z-in-trouble

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir