Yüzyıllar Sonra Bilim İnsanları Tarafından Çözülen 6 Gizemli Cinayet

  • mm
  • 5 ay önce
  • 331 Görüntülenme
  • 0 1

 Kilerdeki Çocuk

1991 yılında Maryland ailesinin evindeki kilerde 16 yaşındaki bir çocuğun iskeleti bulundu. Araştırma uzmanları olay yerine gelip çalışmaya başladı ve iskeletin 17.yy’dan kalma Kafkas bir erkeğe ait olduğunu buldu. Yapılan daha detaylı araştırmalar ise olayın derin ve kötü yüzünü gösteriyor.  Omuriliğinin ve dişlerinin zorlayıcı bir işten veya hastalıktan zarar gördüğü ve bileğinin ölmeden önce kırıldığı belirtiliyor. Araştırmacılar bu iskeletin, oldukça zor bir hayat yaşayan ev hizmetçisinin istismar edildikten sonra öldürüldüğünü düşünüyorlar.

Suikasta Kurban Giden Başkan

Zachary Taylor, ABD’nin 12. başkanı olarak görev yaparken 9 Temmuz 1850’de ansızın öldü. 16 aylık başkanlık dönemi boyunca, kölelik meselesi eyaletleri ikiye bölmekle tehdit ediyordu ve artık bu düşmanlık kırılma noktasına gelmişti. Bu sırada doktorlar ölümünün, hastalıktan dolayı olduğunu belirtirken ülke çapında yaşanan bu ulusal gerilimler Taylor’un aslında Batı eyaletlerinde köleliğin yayılmasına karşı olan muhalefete öfkelenen kürtaj karşıtları tarafından arsenik ile zehirlendiğine dair spekülasyonlar yarattı.

1991’de adli tıp uzmanları, ölümün gerçek nedenini anlamak için otopsi yaptılar. Ancak Taylor’un vücudunda arsenik veya herhangi bir zehir izine rastlamadılar.

Emperor Napoleon in His Study at the Tuileries, by Jacques-Louis David, 1812. Everett – Art/Shutterstock

 Napolyon Suikastı

İnsanlar, 1821’de St. Helena’da sürgüne gönderildiği adada yalnız yaşarken ölen Napolyon’un hakkını ölümünden sonra bile aramaya devam ediyorlar. Resmi otopsi raporları, mide kanserinden öldüğünü söylese de pek çok kişi eski Fransız İmparatorunun Avrupa’ya döner korkusuyla İngilizler tarafından zehirlenmiş olduğunu düşünüyor.

2007 yılında bilim insanları bu olayı tekrar incelemeye başladılar. Napolyon’un doktorlarının bıraktığı eski tıbbi kayıtları yorumlamak için modern bilimsel uygulamaları kullandılar. Ve Napolyon’un saçında önceden bulunan yüksek miktarda arsenik bilgisine ulaştılar ancak modern bilim insanları bu durumun 19.yy tıbbının hilesi olduğunu düşünüyor. Modern bilimsel araştırmalar sonucunda, arsenik zehirlenmesine dair hiçbir bulgu bulunmadı. Yalnızca midesinde 10 cm büyüklüğünde bir yaranın kanıtına ulaşıldı.

Kuyunun Dibindeki Aile İskeleti

2004 yılında yapılan arkeolojik kazılarda, İngiltere/Norwich’te orta çağdan kalma bir kuyunun dibinde 11’i çocuk olan 17 kişinin iskeletleri bulundu. DNA analizleri, karbon tarih saptama yöntemleri, kemik kimyası çalışmaları ve tarihsel kanıtlar aracılığıyla araştırmacılar bu insanların Yahudi soy kırımı kurbanları olabileceği sonucuna ulaştılar.

Araştırma sonucu elde edilen veriler, kuyunun dibindeki iskeletlerin çoğunluğunun aynı DNA dizilişine sahip olduğunu ve 12-13.yy’da yaşamış Yahudi bir ailenin üyeleri olduğunu gösterdi.

People in Botticelli room of Uffizi Gallery of Florence. vvoe/Shutterstock

Büyük Botticelli Dolandırılıcığı

Orijinallik, sanat dünyasında büyük paralar anlamına gelse de sanattaki sahteciliğinin de bir o kadar yaygın olması son derece endişe vericidir. Büyük usta Botticelli tarafından yapıldığı düşünülen Madonna of the Veil tablosu, 20.yy boyunca İngiltere’de sanat koleksiyoncuları ve müzeler arasında bir dart tahtası oldu. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte, uzmanlar hafifçe sırıtan kadın hakkında çeşitli spekülasyonlar yaratmaya başladılar.

1994’te, taramalı elektron mikroskobu yardımıyla yapılan bilimsel bir araştırma Botticelli’nin ölümünden 350 yıl sonrasına kadar yani 1862’ye kadar yaygın olarak bulunmayan bir pigment olan opak krom oksit yeşilin varlığını ortaya çıkardı. Araştırmanın ortaya çıkardığı bir diğer darbe ise, resmin çerçevesindeki solucan deliklerinin matkap ile yapılmasıydı.

Sonradan anlaşıldığı üzere, bu resim aslında Botticelli’in değil 1920’lerde yaşamış bir resim sahtekarı olan Umberto Giunti’nin eseriydi.

Gök Bilimcinin Ölümü 

16. yüzyılda yaşamış Danimarkalı gök bilimci Tycho Brahe, gök cisimleri üzerine  ve 1000’den fazla yeni yıldızın sınıflandırılma çalışmalarıyla tanınırdı. 20.yy’ın sonunda insanlar, Danimarka kralı IV. Charles’ın annesi ile yaşadığı  ilişki yüzünden zehirlenmiş olabileceğini düşünmeye başladılar. Onu öldüren kişinin ise, civa kullanarak bu işi yapan kendi asistanı Johannes Kepler olduğu düşünülüyordu.

2010 yılında bilim insanları, iskeletini mezardan çıkararak incelemeye başladılar. İncelemeler sonucunda, kemiklerindeki kimyasal bileşiminin son birkaç yıldır yüksek dozda civaya maruz kalmadığı sonucuna ulaştılar.

Bir başka efsane ise, Tycho’nun kraliyet bayramında masasını bırakıp tuvalete gitmeyi görevine karşı bir saygısızlık olarak gördüğü için mesanesinin patlaması sonucunda öldüğünü söylüyor.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir