Uyanıkken Yaşanan Kâbus: Karabasan Muamması…

  • mm
  • 4 ay önce
  • 383 Görüntülenme
  • 0 0

Gecenin bir yarısında yanı başınızda kötü bir şeyin var olduğunu bilir bir şekilde uyanırsınız. Hareket etmeye çalışırsınız ama kılınızı kıpırdatamazsınız. Bu korkutucu şey daha da yakınlaşır. Korku filminden bir sahneymiş gibi gelebilir ama bu gerçektir-“uyku felci” olarak da bilinen “karabasan”ı deneyimlemektesiniz.

Karabasan, insanlığın başlangıcından beri yaşanmakta olan korkunç ve gizemli bir uyku/uykuda davranış bozukluğudur.

“Gece uykumuza darbe indiren” şeylerle ilgili sayısız hayalet hikayesi ve gizemli şeyler anlatılagelmiştir.

Bu çok rahatsız edici tecrübe ilk kez 17.yy’da “50 yaşında sağlıklı ve güçlü bir kadın hastasının geceleri yaşadığı ve anlamlandıramadığı deneyimlerden şikayetçi olduğu” vaka üzerine Alman Doktor Isbrand Van Diembroeck ‘in tıbbi tezinde açıklanmıştır.

Kadın hasta, “bu ürkütücü şeyin, konuşmasını ve nefes alışını engellemek için, üzerine bir ağırlık gibi çöktüğünü, aşağı doğru baskı uyguladığını, göğsüne oturduğunu ya da boğmaya çalıştığını”belirtmiş ve “başından savmak istese bile hiç bir organını kıpırdatamadığını” açıklamıştır.

Bu kadın hastanın da yaşamış olduğu “karabasan”, araştırmacılar tarafından “uyanık bir bilinçle birlikte hareket edememe ve konuşamama olayları ile kendini gösteren yaygın, genellikle tehlikesiz bir uyku davranışı bozukluğudur.”

 

Karabasan ve Halisünasyon

Karabasan’ın bu kadar kötü bir deneyim olmasının asıl önemli sebebi yukarıdaki olayda da anlatıldığı gibi halisünasyonlarla birlikte yaşanmasıdır:

1. Kişiyi korkutan bir varlığın, davetsiz bir misafirin hissedilmesi

2. Kişinin üzerinde (göğüs veya karın bölgesinde) aşağı doğru, acı verici, rahatsız bir bası uygulayan ya da boğmaya çalışsan bir şeyin hissedilmesi

3. Kişini denizde süzüldüğünü, havada uçtuğunu hissetmesi, bazen de ruhunun ve zihninin vücudunu terk ederek yükseklerde hareket edip gözlem yaptığını düşünmesi

Yukarıdakilerin en yaygını birincisidir.

Uyku Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmaya göre “karabasan” uykuya dalar dalmaz, uykuya tamamen dalmanın gerçekleşmiş olduğu zaman diliminde ya da uyanma anına yakın bir anda yaşanabilir.

Bu çalışmanın yazarları, karabasanın uykuya tamamen dalınmış olduğu 1-3 saatlik aralıkta gerçekleştiğini belirtmişlerdir.

 

“Yabancı, karanlık adam”

Bu tarz “görü ve duyu”lar ne kadar gerçekçi gibi görünse de çoğu kişi normal olmayan olaylar yaşadıklarını ya da bir şeylerle sınandıklarını düşünebilmektedirler.

Louid Proud’un “Karanlık Davetsiz Misafirler” adlı kitabında bu tür halisünasyonları yaşayan bireylerden alıntı yaparak, bir kişinin “Birinin/bir şeyin göğsüme dizleri üzerinde çökmesinden dolayı beni boğmaya çalıştığını hissettim.” dediğini ve başka birinin de “Karabasan geldiğinde hem bir şeyler görüyor hem de bir şeyler duyuyorum; karanlıktan bir yabancının merdivenleri çıkarak odama girdiğini ve zaman zaman beni dürtüp gıdıkladığını hissediyorum.” şeklinde olay ile ilgili açıklama yaptığını belirtmiştir. Hatta ikinci kişinin “bu davetsiz misafirin eşi olarak kendine göründüğünü ve o yardım isterken ona kötü niyetli bir şekilde güldüğünü ve onu rahatsız ettiğini” söylediğini ifade etmiştir.

 

Bu halüsinasyon deneyimlerinin yoğunluğu göz önüne alındığında; büyülü olaylar, şeytani varlıkların görülmesi ve uzaylı kaçırmaları şeklinde rapor edilmiş olayların, bilim adamları tarafından “karabasan” ile ilişkilendirilmeleri pek de şaşırtıcı değildir.

Bazı Mutlu İstisnalar

Her ne kadar “uyku felci/karabasan” ile ilgili genelde korkutucu olaylar anlatılmış olsa da sayıları az olan ve tekrar etmesi dört gözle beklenen mutlu deneyimler de bulunmaktadır.

Ontario, Canada’daki Waterloo Üniversitesi’nden James Allan Cheyne’in yönetmiş olduğu bir çalışmaya göre, karabasan esnasında pozitif duygu ve düşünceler deneyimleyen bireylerin denge-motor halüsinasyonlarına yatkın oldukları ileri sürülmüştür: ruhunun korku yerine mutluluk hisleri ile birlikte süzüldüğünü hissetme.

İlk iki halüsinasyon tipi başkası kaynaklı iken bu, doğrudan olayı yaşayan kişi odaklıdır.

Aslında Neden Kaynaklanmaktadır?

Peki “uyku  felci/karabasan” esnasında aslında ne olmaktadır?

Temel olarak uykunun, hızlı göz hareketleri (REM) olarak da bilinen rüya evresinde, iskelet kaslarımız çalışmaz.

Bunun asıl sebebi her ne kadar tam olarak anlaşılamamış olsa da, araştırmacılar bu sürecin altında yatan temel işleyişle ilgili oldukça ilerleme kaydetmişlerdir.

Popüler bir teori, bu geçici felcin kendimize zarar vermekten korunmak için verilen (örneğin şiddetli bir rüyaya karşı) otomatik bir tepki olduğunu varsaymaktadır.

Karabasan esnasında, bir ikilem olarak, beynimiz veya beynimizin bir bölümü uyanık ve bilinci açıkken vücudumuzun kalan kısmı hareketsizdir.

Aynı zamanda çoğu kişi hayali görü ve duyuları yani halüsinasyonları; yarı uyanıklık ve yarı bilinçlilik halinin gerçek ve rüyayı bulanıklaştırmasından dolayı sanki gerçeklermiş gibi deneyimlemektedir.

Uyku Felci/Karabasan Riski Taşıyanlar Kimlerdir?

Karabasan sanıldığından çok daha yaygındır.

2016 yılında yapılmış olan bir çalışmada, araştırmacılar ve katılımcılar (karabasanı yaşayanlar ve anlatanlar) neyin “uyku felci/karabasan” olduğu konusunda farklı anlayışlara sahip bulunduklarından, “Şaşırtıcı bir şekilde yaygındır ancak yaygınlık oranlarını doğru bir şekilde belirlemek karmaşıktır.” şeklinde ifade etmişlerdir.

Mevcut verinin yakın zamanda gözden geçirilmesi ile de, nüfusun %7,6’sının hayatlarında en az bir kez bunu yaşadıklarını ileri sürmüşlerdir.

Bunun temel nedeninin ve böyle bir durumu tecrübe etmeninin risklerinin neler olduğu ise, helen büyük muammadır.

Uyku felci/karabasan, gün içerisinde kontrol dışı uyuma olarak da karakterize edilen ve sinirsel bir bozukluk olan uyku hastalığının yaygın bir belirtisidir.

Fakat karabasanı tecrübe eden çoğu kişi bununla sinirsel koşullardan bağımsız olarak karşılaşmaktadır. Uyku hastalığı ile ilişkili durumlar ile bundan bağımsız olarak gerçekleşen uyku felcini birbirinden ayırt etmek için uzmanlar, “izole uyku felci” kavramını kullanmışlardır.

Tekrarlayan izole uyku felci sıklıkla büyüme çağında başlamaktadır ve öğrencilerin %28,3’ü bunu net bir şekilde tecrübe etmektedir.

Ayrıca, uyku hijyenine dikkat etmeyen kişiler (6 saatten az ya da 9 saatten fazla uyuyanlar)’in bu durumu tecrübe etmesi daha olasıdır. Yine gün içerisinde yapılan şekerlemelerin 2 saatten fazla olması ya da uykuya dalma konusunda zorluklar yaşanması da uyku felci ihtimalini artırmaktadır.

 

Suçlanması Gereken Akıl Sağlığımız mı?

Yaşanan halüsinasyonların çoğunun uyku felci/karabasan ile olan bağlantıları göz önünde bulundurulduğunda, bir çok kişi, bireylerin bu tarz olaylara daha duyarlı olmalarının depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların neden olup olmadığını merak etmektedir.

Var olan araştırmanın sonucu daha karmaşıktır. Bazıları, daha önce istismara maruz kalmış bireylerin uyku felcine daha yatkın olduğunu iddia etmektedir.

Yayımlanmış bir araştırmaya göre benlik yitimi, gerçekliğin yitimi, bellek yitimi gibi uyanık halde yaşanan çözülme (dissosyatif) deneyimlerinin seviyesinin, hem uyku felci sıklığı ile hem de her üç halüsinasyonun sıklığı/yoğunluğu ile bağlantılı olduğu bulunmuştur.

Sinirsel ve psikolojik bozukluklarla bağlantısı ise belirsizdir.

Bu belirsizlik nedeniyle araştırmacılar, uyku felcinin en yaygın belirtisi olan korkuyu artırıcı varlık halüsinasyonlarına odaklanmaya karar vermişler ve aralarında bir bağ olabileceğini açıklayarak “pasif sosyal imgelem” olarak isimlendirmişlerdir.

Pasif sosyal imgelem; sosyal açıdan daha kaygılı olmaya yatkın bireylerin, kendilerine yapılmış olan istismarı sona erdirmek için kendilerini, utanç ve sıkıntı veren durumların kurbanları olarak hayal etmeleri durumudur.

Araştırmacılar, bu bireylerin duyusal bir varlığın olduğuna dair halüsinasyonlara bağlı olarak sıkıntı yaşama risklerinin daha yüksek olduğunu iddia etmişlerdir.

Kendimizi Korumak için Ne Yapmalıyız?

  • Sırt üstü yatar vaziyette iken uykuya dalmamaya çalışın
  • Düzenli bir biçimde uykunuzun bölünmeyeceğinden emin olun
  • Tütün ve alkol gibi uyaranların aşırı kullanımından kaçının (kahve riskli sayılmamıştır, ancak hala karmaşıklığını korumaktadır)
  • Meditasyon yapın ve kas gevşetme tekniklerini öğrenin
  • El ve ayak parmaklarınızı hareket ettirin

Son olarak, yaşadığınız bu tarz durumların günlük hayatta yaşadığınız kaygılarla ilgisi olduğunu düşünüyorsanız “bilişsel davranış terapisi” almayı düşünseniz iyi olur.

https://www.medicalnewstoday.com/articles/321569.php

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir