Netanyahu Trump’a Nasıl Baskın Çıktı?

İkisi de basına karşı savaş açtı, fakat Trump’ın aksine Netanyahu görüş birliğini sağladı.

Çarşamba akşamı Tel Aviv Fuar Alanı’nda yapılan toplu eylemde son söz Başbakan Benjamin Netanyahu’nun eşi Sara’daydı. Sara sözlerinde 22 Mayıs’ta Ben-Gurion Havaalanına iniş yapan Amerika first ladysi Melania Trump’a atıfta bulundu.

“Medya bizden nefret ediyor, fakat halk bizi seviyor.” dedi.

Çarşamba gecesi, başbakan eşinin sözlerini, başbakana sevgisini göstermek için salona doluşan 3000’den fazla Likud aktivistine seslenişinin ana teması olarak kullandı.

Netanyahu ilk olarak Sara’ya olan sevgisinden bahsetti. Daha sonra, izleyicilere, partisine ve insanlara olan sevgisini dile getirdi. Konuşmasının geri kalanı ise medya hakkındaydı.

Netanyahu, Trump’tan uzun bir süre önce, halkın medyaya olan düşmanlığının ateşlenebileceğini fark etti. İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün yaptığı anketler gazeteciliğin İsrail’de en az saygı duyulan meslek olduğunu gösterdi.

Fuarda yer alan pankartlardaki yazılardan birisi, Amerika’daki Trump eylemlerinden herhangi biri için de uygun olabilirdi: “Yalan haber değil, sadece haber.”

Netanyahu, kendisi hakkındaki çoklu soruşturmaları kendisi ve medya arasında bir savaşa çevirerek kendisini ezilmiş ve sempatiye ihtiyaç duyan bir kurban gibi gösterdi. Burada durmakla da yetinmedi.

Basınla solu bir tutmaktan daha fazlasını yapması gerektiğini biliyordu. Bu kolay bir görevdi. Polis ve savcılığa çok sert çıkmamaya gayret ederek kendine karşı açılan soruşturmaları yermesi gerekiyordu.

Netanyahu’nun son ihtiyacı olan şey Elor Azaria davasındaki ağzı bozuk avukat Yoram Sheftel gibi davranmaktı. Azaria, İsrail Savunma Kuvvetleri Başkanına “şişko” dedikten sonra müvekkilinin cezasını hafifletmesini istemişti.

Netanyahu’nun Sol tarafından soruşturuluyormuş gibi görünmesi gerekiyordu. Bu solun halk tarafından hoş görülmeyen 3 tane sembolünün bahsini açtı: Oslo barış süreci, Haaretz gazetesi, eski başbakan Ehud Barak. Eğer bu üçünü halkın gözünde düşman olarak gösterebilirse işi çok kolaylaşacaktı.

“Filistinliler beni devirmeye çalışıyor.” diye kalabalığa seslenerek daha da çok sempati topladı.

Sahte yolsuzluk suçlamaları sebebiyle 1992’de Likud’un İzak Şamir’in devrilmesi ve yerine İzak Rabin’in İşçi Partisi’nin kurulması tam olarak doğru bir hikaye değil. Fakat yine de Netanyahu’nun topraktan vazgeçerek yolsuzluk karşıtı eylemleri eşitlemesini sağladı.

Başsavı Avichai Mandelbilt’in Petak Tikva’daki evinin önünde her Cumartesi akşamı toplanan eylemciler, gösterilerinin sol kanat yandaşı olmadığını ispatlamak için uğraşıyorlar.

Protesto lideri Daphne Leef, Çarşamba gecesi Tel Aviv Fuarı’ndaki protestoya neden katılmayacağını açıklayara stratejilerini özetledi.

“Biz yolsuzluğa karşıyız, Sağ ya da Sola değil.” dedi. “Bu ayrıma düşmemize gerek yok.”

Fakat Netanyahu’nun karşıt mesaj veren bir konuşması, 30 haftadan beri her cumartesi yapılan gösterilerin verdiği mesajı tamamen sildi.

Petak Tikva protestocuları artık “halkın” istediği devleti yıkmaya çalışanlardan biri. Onlar kötü adamlardan, “Sol” ve “medyadan”.

Netanyahu ise “halk”. Ayrıca bu mesajı İsrail’in tamamına Donald Trump’tan çok daha etkili bir biçimde verdi. Trump, ABD’de bir fikir birliği sağlamayı hiçbir zaman başaramadı. Donald ve Melania’nın Benjamin ve Sara’dan öğrenecekleri daha çok şey var.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir