Karl Max’ın Fikirleri, Günümüze Işık Tutmaya Devam Ediyor Mu?

  • mm
  • 4 ay önce
  • 291 Görüntülenme
  • 0 0

Sosyal medyada komünist şakalarına rastlamış olabilirsiniz. Bu şakaların arkasında aslında; komünizm teorisini geliştiren ve patronların değil işçilerin emeğini savunan Karl Marx bulunuyor. Yaşasaydı 5 Mayıs’ta 200 yaşında olacak ünlü filozof, fikirleri ile bize hala ışık tutmaya devam ediyor.

Ünlü ve genellikle okullarda ilk olarak öğretilen eseri Komünist Manifesto’yu, 1848 yılında arkadaşı Friedrich Engels ile birlikte yazdı ve sosyalizmin politik teorisini açıkça ortaya koydu. Toplumda zenginlerden ziyade emek harcayan kişilerin hakkının ve kontrolünün olduğunu savundu. Milyonlarca insanı; diktatör siyasi liderlere direnmeye ve tüm dünyada politik devrimler yapmaya çağırdı. Her ne kadar Marx orta sınıf bir ailede yetişmiş olsa da daha sonra işçi sınıfı hakları için mücadele eden ve siyasi devrim yaratabilen önemli biri oldu.
Üniversitede hukuk okuyan Karl Marx daha sonra, Marksist kapitalizm teorisinin temellerini atan ve üç ciltten oluşan Kapital’i kaleme aldı. Prusya hükümeti sansür uygulayasıya kadar bir gazetede editörlük de yaptı. Yazıları Sovyet Rusya, Çin, Küba, Arjantin ve daha birçok yerde gerçekleşen toplumsal-siyasi hareketlerin ilham kaynağı oldu. Angela Davis, Frida Kahlo, Malcolm X, Claudia Jones, Helen Keller ve Walter Rodney gibi birçok politik yazar ve sanatçı da Marksist teorisini çalışmalarına dahil etti.

Peki ölümünden sonra bile herkesi etkileyen bu önemli insanın fikirlerini gençler, nasıl öğrenebilir?  Teen Vogue, alanında uzman iki eğitimciyle Karl Marx’ın fikirlerini sınıflarında güncel olaylar ile birlikte nasıl anlattıklarını öğrenmek için bir röportaj gerçekleştirdi.

Lise öğretmeni olan Mark Brunt, İngilizce sınıfında endüstri devrimi ile ilgili olan konuları anlatırken Komünist Manifesto’dan alıntılar yaptığını söyledi. Ayrıca, işçi-patron ilişkisini iyice anlatabilmek için sınıfıyla ufak bir tiyatro gerçekleştirdiğini de açıkladı;

“Öğrencilerimle küçük bir canlandırma yapıyorum. Onlara, benim patron ve onların işçilerim olduğunu ve patron olarak beni aşağıya çekmeye çalıştıklarını söylüyorum. Ancak paramın olduğunu, fabrikanın sahibinin ben olduğumu ve polis, ordu, hükümet üstünde çok büyük bir kontrolüm olduğunu da söylüyorum. Böyle anlattığımda öğrenciler, safça bakıp bana saygı duyduklarını söylüyorlar yalnızca. Fakat daha sonra, sınıfı işçi ve burjuva sınıfı olarak ikiye ayırıyorum. Bu sefer işçi ve burjuva arasındaki gerilim, sınıf ortamında bir çatışmaya sebep oluyor.”

Drexel Üniversitesinde profesör olan George Ciccariello-Maher ise; tarihi, duygusal, akıcı ve sürekli değişen bir bakış açışıyla öğretmek için Marx’ı ve fikirlerini kullanıyor. Öğrencilerini, kapitalizmin olmadığı bir toplum hayal etmeye çağırdığını ve feodalizm gibi çok uzun yıllardır var olan kusurlu ekonomik sistemlerin kötü taraflarını anlattığını belirtiyor;

“Marx’ı öğrencilerime anlattığımda, tarih hakkında eleştirel düşünmeye başlıyorlar. Marx, kapitalizm altında yaşadığımızı ancak kapitalizmin her zaman var olmadığını söylüyor. Bu, doğru. Kapitalizm aslında var olan bir şey ama arada ortadan kaybolabilir, devrilebilir veya ortadan kaldırılabilir. Serbest piyasada böyle bir efsane var ama Marx, kapitalizmin diktatör bir devlet tarafından ortaya çıktığını gayet açık bir şekilde ortaya koyuyor. Tarih, diyalektiktir; yani yavaş yavaş ilerlemez ancak sürekli iki karşıt fikrin veya grubun arasındaki mücadelelerden oluşur.”

Kendimizi ister bir Marksist, ister bir sosyalist ister bir komünist olarak tanımlayalım; ne olursa olsun Karl Marx’ın fikirlerini, Amerika’daki ve dünyadaki mevcut sosyo-politik iklimin nasıl oluştuğunu daha iyi anlamak için inceleyebiliriz.

 

Kaynak

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir