Kadın Düşmanlığı Yaygınlaştı

  • mm
  • 4 ay önce
  • 213 Görüntülenme
  • 1 0

Öfkeli erkekler hiç gözlerini kırpmadan kadınları öldürüyorlar.

Günümüzde bu tür hikayeler giderek yaygınlaştı. Bazen yalnız ve sorunlu erkeklerin bazen ise çok yakın arkadaşınız olarak gördüğünüz bir adamın bir kadını öldürdüğünü duyuyorsunuz. Bazen dışarıda bir konserde gördüğünüz o kibar adam eve gidip eşini öldürüyor ya da içinde uzun süre öfke biriktiren sıradan bir adam hiç beklenmedik bir anda kadın cinayeti işliyor.

Pazartesi günü Toronto’nun kuzey kesiminde güneşli bir öğle saatine 25 yaşındaki Alek Minassian içinde bulunduğu aracı kaldırıma sürükledi ve 10 kişiyi öldürdü, bu saldırıda aynı zamanda bir düzineden fazla kişi de yaralandı. Detaylar hala tam olarak belirlenebilmiş değil ancak Facebook katilin 2014 yılında California’da altı kişinin ölümüne neden olan 22 yaşındaki Elliot Rodger’ı örnek aldığını doğruladı. Kadınlardan nefret ettiğini söyleyen Rodger çok başarılı bir bilgisayar oyuncusu, erkek hakları aktivisti ve vatanseverdi. Ancak saldırının ardından intihar ederek öldü. Rodger’ın aynı zamanda bundan bir süre önce Quebec şehrinde bir camiyi kurşunlayan Alexandre Bissonnette’i de google üzerinden araştırdığı ifade ediliyor. Florida Stoneman Douglas Lisesinde 17 kişiyi öldüren genç Nikolas Cruz’un saldırının ardından Rodger’ı övdüğü de bilinenler arasında.

Tüm bunları göz önüne aldığımızda internette birbirlerini bulan erkek saldırganların birbirlerini örnek aldığını söylemek mümkün. Toplumun hem içinde hem de dışında olmayı tercih eden farklı kadın düşmanları kendi erkekliklerini desteklemek için bu saldırgan tutumu körüklüyor ve pek çok kişinin ölümüne yol açmaya devam ediyor.

Pazartesi günü gerçekleşen saldırının da bir kadın düşmanlığı saldırısı olduğunu biliyoruz. Kanada’da artık her altı günde bir kadın öldürülüyor. Ayrıca pek çok kadın cinayeti o kadınların eşleri tarafından işleniyor. Amerikan filozof Kate Manne kısa süre önce yazdığı “Kadın Düşmanlığının Mantığı” adlı kitabında bunun sadece bir tür öfke ya da dışavurum olarak adlandırılmaması gerektiğini söylüyor. Yazara göre cinsiyet ayrımcılığı yapan erkekler ile suç işleyen erkekler arasında büyük bir fark var.

Manne bu düşmanlığın çoğu zaman kadınları rahatsız etmediğini ve kadınların buna karşı gereken tepkiyi veremediklerini de söylüyor. Manne düşüncelerini şöyle ifade ediyor: “Aslında durum düşündüğümüzden çok daha farklı. Kadınların kendi özgür iradeleri ile yaşayamayacaklarını düşünen erkekler kadınların sadece kendilerinin olmasını istiyor ama sosyal medyada tecavüz şakaları yaparak eğleniyorlar. Tüm bunlar da tabi ki toplumsal bir şiddetin göstergesi. Belki de durumun ne kadar ciddi olduğunun farkında değiliz ancak her kadın hayatının bir kısmında kadın düşmanlığı ile karşılaşıyor. Burada risk seviyeleri belki farklı olabilir ama bazen güvenliği tehdit eden durumlar gözden kaçıyor.”

Pazartesi günkü saldırının yası tutulmaya devam edilirken artık şiddetin yetişkinlerden gençlere kadar indiğini görüyoruz. Genç erkeklerin daha sağlıklı, kadınlara karşı destekleyici ve hassas olmasını beklerken durum tam tersine gidiyor. Toplumda aşırıcılıklar artarken ben mutlu olamıyorsam kimse olamaz diye düşünenler insanları öldürüyor.

Her ne kadar bunun zaman içinde düzeleceğini umuyor olsak da bunu değiştirmek için harekete geçmemizin zamanı çoktan geldi. Bu durumu düzeltmek için erkeklere de büyük iş düşüyor. Hem kadınların hem de erkeklerin etraflarında gördükleri şüpheli insanlara müdahale etmesi, sorunları yok saymaması çok önemli.
Pınar Dinçkurt tarafından çevrilmiştir.

Kaynak

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir