İşte Size Kuzeninizle Evlenmemeniz için Başka Bir Neden

  • mm
  • 2 ay önce
  • 457 Görüntülenme
  • 1 0

Yeni bir çalışma, kuzen olan anne ve babalardan doğan çocukların, depresyon veya anksiyete gibi duygu durum bozukluğu geliştirmede önemli risk taşıdıklarını göstermektedir.

Araştırmacıların raporuna göre, ebeveynleri birinci dereceden kuzen olan yetişkinler için risk, ebeveynlerinde akrabalık bağı olmayanlara oranla üç kat daha yüksektir. Ayrıca, duygu durum bozukluğu riski de, ikinci derece kuzenlerin çocukları arasında anlamlı derecede yüksektir.

Kuzey İrlanda Kraliçeler Üniversitesi Belfast Halk Sağlığı Merkezi öğretim görevlisi, çalışmanın yazarı Aideen Maguire şunları söyledi; “Bu ilişkinin büyüklüğü önemlidir ve ‘ilişkili ebeveynlerin’ çocuklarında neden psikoz ve yaygın duygu durum bozukluğu riskinin artmakta olduğunu anlamak için, daha fazla araştırma gerekmektedir.”

Bulgular – 1971 ile 1986 arasında Kuzey İrlanda’da doğan yaklaşık 364.000 kişinin analizine dayanarak ortaya çıkmıştır – ilk bakışta dikkate değer görünmeyebilir. Ancak dünya genelinde birinci ya da ikinci dereceden kuzen ailelerden doğmuş olan insanların yüzde 10’u, büyük ölçüde Asya ve Doğu Afrika’dadır.

Batılı evliliklerin yüzde 1’inden daha azı, “akraba evliliği” olarak bilinen bu kategoriye girmektedir. Kan bağı olan akrabalar arasındaki evlilik, yavrulardaki genetik kusur riskini artırsa da, uygulama sadece üç ülkede yasaklanmıştır: Amerika Birleşik Devletleri, Kuzey Kore ve Çin.

Çalışma bulguları JAMA Psikiyatri’de 4 Nisan’da online olarak yayınlandı.

Mevcut çalışmaya dahil edilen kadın ve erkeklerden birinci veya ikinci dereceden kuzen olan ebeveynlerden doğanlar 609 – veya % 0.2 dir. Bunlardan 349’u ikinci dereceden kuzen ebeveynlerden doğmuş ve 260’ı birinci dereceden kuzen eşleştirmelerindendir.

Araştırmacılar, erişkin akıl hastalığı çıkarımlarını, bir çocuğa 2010-2014 yılları arasında en az bir kez antidepresan, anti-anksiyete veya anti-psikotik ilaç reçete edilmesinden yola çıkarak yaptı.

Birinci dereceden kuzen çiftlerden doğmuş olan yetişkinlerin yüzde otuz altısına, antidepresan veya anti-anksiyete ilaç reçete etmiştir. Bulgular, bu oranın ikinci dereceden kuzen çocuklarında yaklaşık yüzde 31, ilgisiz ebeveynlerden doğanlarda yaklaşık yüzde 27 olduğunu gösterdi.

Çalışma yazarları, birinci dereceden kuzen çocuklarının yaklaşık yüzde 9’una, ikinci dereceden kuzen yavruların yaklaşık yüzde 4’üne ve ilgisiz yavruların yaklaşık yüzde 3’üne antipsikotik ilaçlar verildiğini söyledi.

Bu bulgulara dayanarak Maguire, çiftlerin akraba sendikaları ile ilişkili üreme riskleri hakkında danışmanlık yapmasını önermiştir.

Amerikan Psikiyatri Birliği sekreteri Dr. Philip Muskin, bulguları şaşırtıcı bulmamış ve ihtiyatla ele alınmasını önermiştir.

Yakın akraba olan çiftlerin çocukları olduğunda, genel popülasyonda nadir görülen genlerin yavrularında görülme olasılığı daha yüksektir, diyor.

New York’taki Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nde psikiyatri profesörü olan Muskin şunları söyledi, “Ancak, depresyona, şizofreniye, kaygı bozukluklarına ve benzerlerine neden olan tek bir genin tespiti olası değildir. Bu genetik etkiler, pek göze çarpmayan, birçok gen tarafından belirlenirler.”

Dahası, çalışma, nedenini ve etkisini kanıtlamadı ve Muskin bunun önemli sınırlamaları olduğunu söyledi.

Şunları ekledi; “Örneğin, ebeveynler hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Sağlıkları,ruh sağlıkları ve geçmişleri. Hiç birşey. Ve çoğu zaman yanlış bir şekilde veya yanlış bir şey için reçete edilir. Öyleyse reçetelerin gerçek bir hastalığa sahip olduğunuzu gösterdiği konusunda çok da emin olamıyoruz.”

Muskin, ayrıca binlerce yıl önce insanların yakın akrabalarının çoğalmaması gerektiğini düşündüklerini söyledi. Bu çalışma bunu pekiştirir.

Muskin diyor ki, “İnsanlar, bu gerçekleştiğinde, çocuklarla birlikte doğru olmayan bir şey olduğunu anladılar. Bu çalışma bu toplumsal normların verilerimiz tarafından doğrulandığını söylüyor. Temelde bunun büyük bir şey olduğunu söylüyor.”

“Sevgi KARADUMAN” tarafından çevrilmiştir.

Kaynak

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir