İnsanların Sizi Beğenmemesine Sebep Olacak 13 Şey

Herkes, şu  anda yakın arkadaş oldukları kişiyle nasıl tanıştığını hatırlıyordur. Çünkü, yeni tanıştığınız kişinin sizinle daha fazla vakit geçirmek istemesini sağlamanız ilk zamanlarda gerçekleşir.

Business Insider, insanların hem çevrim içi hem de gerçek dünyada sizi sevmesine engel olabilecek, bilimsel olarak kanıtlanmış çeşitli bulgular topladı. Sizler için onları derledik;

1. Facebook’ta çok fazla fotoğraf paylaşma

Eğer balayı, doğum günü, mezuniyet hatta Cadılar Bayramı fotoğraflarınızı arka arkaya ve çokça paylaşıyorsanız; çevrim içi platformlarda da arkadaşlarınızı kaybedebilirsiniz. 2013 yılında yapılan bir araştırma, Facebook’ta çok fazla fotoğraf paylaşmanın hem çevrim içi hem gerçek dünyadaki ilişkilere zarar verdiğini ortaya koydu.

Edinburgh Üniversitesi’nden Ben Marder da araştırma üzerine şöyle dedi:

“Bir fotoğraf paylaşırken, diğerleri tarafından nasıl algılanacağını düşünün. Bazen karşınızdaki kişilere zarar verebilir.”

2. Çok fazla veya çok az sayıda Facebook arkadaşına sahip olmak

2008 yılında yapılan bir çalışmada, Michigan State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından kolej öğrencilerinden kurgusal Facebook profillerine bakmaları ve profil sahiplerini ne kadar beğendiklerini söylemeleri istendi. Sonuçlar; 100 kişiden az ve 300 kişiden fazla arkadaş listesine sahip kişilerin en düşük puanları aldığını tespit etti. Çok fazla Facebook arkadaşının olmasının o kişi hakkında “Facebook’ta çok fazla zaman geçiriyor” izlenimi uyandırdığı belirtildi.

2014 yılında yapılan bir çalışmada ise, yetişkin kullanıcılar arasındaki ortalama Facebook arkadaş sayısının 334 olduğu ortaya çıktı. Ancak bu çalışmadaki katılımcılar, çok az veya fazla Facebook arkadaşına sahip olmanın insanlara karşı olan fikirlerini etkilemediğini belirtti.

3. Bir ilişkide son derece kişisel olan bir şeyi açıklamak

Genel olarak, biraz zaman geçtikten sonra insanlar birbirlerini daha çok severler ve doğal olarak hakkında her şeyi karşı tarafa anlatmak isterler. Ancak psikologlar, kendi hayatınız ile ilgili çok samimi bir şeyi itiraf etmenin aradaki ilişkiye zarar verebileceğini söylüyor.

Illinois Devlet Üniversitesi’nden Susan Sprecher’ın 2013 yılında yaptığı bir çalışmada; sadece hobilerinizi ve en sevdiğiniz çocukluk anılarınızı paylaşmanın daha sıcak karşılanacağı ortaya konuldu.

4. Karşınızdaki kişiye, kendinizden hiç bahsetmeden soru sormak

3.maddede bahsettiğimiz araştırmaya göre, kendini açıklamak karşılıklı olduğunu sürece samimi bir etkileşim oluşuyor. Araştırma yazarları bu konu hakkında şöyle diyor; “Utangaç veya sosyal olarak endişeli olan kişiler, kendilerine yönelecek ilgiyi azaltmak için karşısındaki kişiye daha fazla soru soruyorlar. Ancak bu iyi bir ilişki başlatmak için atılmaması gereken bir adım. Bir etkileşimde, iki tarafın da karşılıklı olarak açıklama yapması gerekiyor.”

5. Yakın plan profil fotoğrafı yayınlama

Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde yapılan bir araştırma; 45 santimetreden çekilmiş profil fotoğraflarının 135 santimetreden çekilmiş fotoğraflara göre daha az etkileyici ve güvenilir olduğunu ortaya koydu.

6. Duygularınızı gizleme

Araştırmalar, gerçek hislerinizi söylemenin ilişkilerde çok iyi bir yöntem olduğunu gösteriyor. 2016 yılında Oregon Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, katılımcılara iki farklı film sahnesi izletildi. Birinci sahne; Harry Sally ile Tanışınca filmindeki sahte orgazm sahnesiydi. İkinci sahne ise Şampiyon filmindeki hüzünlü bir sahneydi. Araştırma sonucunda, videoları izleyen katılımcılar hüzünlü olanın daha iyi bir sahne olduğunu belirttiler.

Araştırmacılar, bu konu hakkında şöyle diyor: “İnsanlar… ayrım gözetmeksizin yakın ilişkiler peşinde koşmazlar; beklentilerine karşılık verebilecek insanlar ararlar. Beynimizdeki algılayıcılar, karşımızdaki kişinin duygularını gizlediğini tespit ettiğinde bunu bir ilgisizlik olarak yorumlayabilirler. Ve bu da ilişkiye zarar verir.”

7. Çok iyi davranmak

2010 yılında Washington State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, katılımcı olarak üniversite öğrencilerini seçtiler ve öğrencilere 4 farklı bilgisayar oyunu oynattılar. Her bir katılımcı, beş kişilik bir gruba yerleştirildi ve diğer üyeleri görmedi. Her birine, geri dönmeleri ihtimaline karşı küçük miktarlarda bağış verildi. Grup liderlerini en üst seviyeye çıkarmak için de bazı teşvikler verildi. Sömestr sonunda katılımcılara, aralarında bir çekiliş yapılacağı ve seçilen kişilere kampüs yemekhanesinde kullanabilecekleri yemek kuponu verileceği söylendi. Çoğu kişi, bir sürü puandan vazgeçip indirim kuponu alabilmek için “bir daha takım arkadaşlarıyla çalışmayacaklarını” söyledi.
8. Üstü kapalı bir şekilde böbürlenmek

Arkadaşlarını ve potansiyel işverenleri etkilemek için, bazı insanlar üstü kapalı bir şekilde böbürlenirler. Harvard İşletme Okulu’nda yeni yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencilerine iş görüşmelerinde “en büyük zayıflığınız nedir?” sorusuna ne cevap verecekleri soruldu.  Öğrencilerin 3/4’ünden fazlası cevap olarak “mükemmeliyetçi” olmak ve “çok çalışmak” cevabını verdi.

Ancak bağımsız araştırma görevlileri, dürüst olan katılımcıları işe alma olasılıklarının daha yüksek olduğunu ve onları bu iş için daha uygun bulduklarını belirtti. Uygun buldukları öğrencilerin verdikleri cevaplar; “Her zaman iyi bir şekilde organize olamıyorum”, “Bazen, bazı durumlara aşırı tepki gösteriyorum” gibi cevaplardı.

9. Çok sinirlenmek

Çok sinirlenseniz de bu siniri, dışarıdan belli etmemeye çalışın. Çünkü yapılan araştırmalar, sinir sonucu oluşan ter ve kokusunun bilinçli olarak kişiliğinizin yargılarını etkileyebileceğini öne sürüyor.

2013 yılında, Monell Chemical Senses Center’daki araştırmacılar; bir ofiste çalışmak ve bir çocuğa bakmak gibi, gündelik işlerle uğraşan kadınlar üzerinde bir deney yaptılar. 3 tür ter kokusu olduğu sonucuna ulaştılar; egzersiz yaparken üretilen ter, stresliyken üretilen ter, terlemeyi önlemeye çalışırken üretilen ter. Daha sonra katılımcılara, kendilerine ne kadar güvendiklerini/ kendilerinden ne kadar emin olduklarını göstermeleri istendi. Terini ve kokusunu hisseden kadınlar, daha düşük puanlarla kendilerine olan güveni ifade etti.

10. Gülmemek

Wyoming Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, yaklaşık 100 lisans öğrencisine 4 farklı kadın fotoğrafı gösterildi. Birinci fotoğrafta kadın çıplak şekildeyken gülümsüyor, ikinci fotoğrafta kadın giyinik bir haldeyken gülümsüyor, üçüncü fotoğrafta kadın çıplak şekilden gülmüyor, dördüncü fotoğrafta kadın giyinik bir haldeyken gülmüyor. Sonuçlar, ister çıplak ister giyinik olsun gülen kadın fotoğraflarının daha çok beğenildiğini gösterdi.

Yakın zamanda ise Stanford Üniversitesi ve Duisburg-Essen Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, avatarlar aracılığıyla birbirleriyle etkileşime giren öğrencilerin, avatarın daha büyük bir gülümseme gösterdiği zaman aralarında daha olumlu bir etkileşim olduğunu ortaya koydular.

11. Birini sevmiyormuş gibi davranmak

Psikologlar bir süredir “sevme karşılıklılığı” adı verilen bir fenomen üzerinde çalışma yapıyorlar. Bu fenomen; birisinin bizi sevdiğini düşündüğümüzde, bizim de onu sevmemiz ile ilgili. Waterloo ve Manitoba Üniversitesi’nden araştırmacılar, insanların bizi sevdiğini düşündüğümüz zaman onlara karşı daha sıcak davrandığımızı ortaya koydu.

12. Zor telaffuzu olan bir isme sahip olmak

Evet, bu hiç de adil bir durum değil ancak Melbourne Üniversitesi’nde 2012 yılında yapılan bir araştırmada daha karmaşık soyadlarına sahip kişilerin ilişkilerde olumsuz bir ön  yargı ile karşılaştığı ortaya çıktı.

Araştırmada, üniversite öğrencilerine yerel meclis seçimleriyle ilgili iki farklı haber metni okutuldu; birinci haber metninde soyadı Lazaridis ve Paradowska geçen iki kişi, diğer haber metninde Vougiouklakis ve Leszcynska soyadında iki kişi vardı. Katılımcılar, daha basit soy ismine sahip kişilerin kazanacağı yönünde tahminlerde bulundu.

13. Ünlü isimleri, tanıdıklarının isimleriymiş gibi kullanmak

2009’da Zürih üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, konuşurken ünlü isimlerden kendilerine pay çıkaran kişilerin sohbetlerinde daha az tat alındığını ve güvenilirliğin az olduğu ortaya konuldu.

Çalışma için, Zürih Üniversitesi öğrencileri e-posta yoluyla “ortaklar” ile etkileşime girdiler (e-postalar gerçekten araştırmacılar tarafından oluşturulmuştu). Araştırmada, Zürih Üniversitesi öğrencileri e-posta yoluyla “ortaklar” adlı bir etkileşime girdiler. Gerçekten araştırmacılar tarafından oluşturulan bazı e-postalarda Roger Federer ile arkadaş olduğunu ve birlikte çalıştığını söyleyen birisi vardı. Fakat aynı kişi başka bir e-postada Federer’in hayranı olduğunu söylüyordu. Sonuçlar, bu kişi ile Federer arasındaki konu sebebiyle karşısındaki kişiler tarafından daha az sevildiğini gösterdi.

 

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir