Gerçek Olduğu Ortaya Çıkan 8 Bilimsel Komplo

Son birkaç yıldır komplo teorisyenlerinin yeniden ortaya çıktığını görüyoruz. Ama artık geçmişteki gibi megafonla sokakta bağırmak yerine GoFundMe sayfaları gibi platformlarda klavyeleriyle konuşuyorlar.

Aşılar, otizme neden olur… İklim değişikliği insanlar yüzünden olmadı…Niburu, Dünya’ya çarpacak ve tüm yaşam yok olacak…  Ve Stephen Hawking bir sahtekar… Daha birçok komplo. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, bu tür bilimsel komploların başka bir şeyleri örtbas etmek için öne sürüldüğünü ortaya koydu.

Son zamanlarda ortaya atılan ve oldukça tuhaf olan 8 komployu sizler için derledik;

1-CIA, Zihin Kontrolü ve Zihin Açıcılarla Birlikte Deney Yaptı 

Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), pek çok komplo teorisinde adı geçen bir kuruluştur ancak hakkında atılan bazı komplolar doğru çıkmıştır. Yetmişli yıllarda yayımlanan araştırmalar; gizli servisin “MK-ULTRA Projesi” olarak bilinen ve bilinçaltını kullanarak davranış modifikasyonları üzerine yapılan pek çok çalışmada zihin kontrolü, psikolojik işkence, radyasyon ve elektrik şoku gibi sarsıcı yöntemler kullandıklarını ortaya çıkardı.

1953 ve 1964 yılları arasında 150’den fazla insan deneyleri gerçekleştirildi ve bunların çoğunda ABD vatandaşlarına bilgi ve rızaları olmadan, tıbbi gözetim altında olmayan uyuşturucuların verilmişti. Bu araştırmanın amacı ise Sovyetler Birliği ve müttefikleri aleyhine kullanılacak teknikler ve maddeler geliştirmekti.  Daha sonra CIA Müdürü Richard Helms, 1973’te MK-ULTRA Projesi ile ilgili tüm kayıtların ortadan kaldırılmasını emretti, bu da istihbarat servislerinin bugünkü çalışmaları için geride çok az kaynak bıraktı. Araştırmada yalnızca bir hastane ve iki ölümün kayıtlarının olduğu biliyor.

2-Politikacılar ve Sanayi Liderleri Halkı Sigaranın Zararları Konusunda Yanlış Bir Şekilde Yönlendirdi

Sigara içmek; felç, amfizem, kısırlık ve çeşitli kanser türlerinin sebebidir. Ama geçmişte; Big Tobacco gibi büyük sigara firmaları, sigaranın insan sağlığına zararlı olmadığına inandırmak için ellerinden geleni yaptılar. Hatta sigara içmenin, insan sağlığına yararlı olduğuna bile inandırmaya çalıştılar. Çünkü tütün firmaları; siyasi kampanyalara ve büyük lobicilere cömert bağışlarda bulundular. Siyasetçiler ile yakınlık kurarak iktidarı da satın almayı başardılar. 90’lı yıllara kadar devam eden bu kandırmaca, yedi yıldır süren davanın 2006’da  Yargıç Gladys E. Kessler’in tüm tütün şirketlerini suçlu bulmasıyla son buldu.

3- Şekerin De Sağlıklı Olduğuna İnandırmaya Çalıştılar

Bu kadar kötü niyetle hareket eden sadece tütün şirketleri değildi. Şeker sanayisi, uzun yıllar verileri sakladı ve bilim insanlarına zorla tehlikeli deneyler yaptırdı. Bu arada çocuklar için televizyonda Lucky Charms ve Kool-Aid reklamlarını yayınladılar.

2016 yılında JAMA Internal Medicine’de yayınlanan bir çalışma; şeker sanayisinin, beyaz gıdalar tüketmenin riskli olduğunu ve obeziteye yol açtığını göz ardı ettiğini ortaya koydu. 2011 yılında yapılan bir araştırma ise, şaşırtıcı bir şekilde, şeker yiyen çocuklardaki şeker oranının daha düşük olduğunu iddia etti. Ancak bu araştırma biraz soruşturulunca, Hershey ve Skittles gibi şirketleri temsil eden National Confectioner’s Association tarafından finanse edildiği ortaya çıktı.

4-ABD Hükümeti UFO’ları Gerçekten Araştırdı 

Komplo teorisyenleri tarafından  51. Bölge adına ortaya atılan bir komploydu. Ancak geçen yıl Pentagon, ABD hükümetinin “anormal havacılık tehditlerini”  UFO’lar olarak adlandırdığını doğruladı. 2008 ve 2011 arasında, Gelişmiş Havacılık ve Uzay Tehdit Tanıma Programı,  yıllık bütçesi 600 milyar dolar olan Savunma Bakanlığı’ndan 22 milyon dolara yakın bir ödeme aldı. Sonunda, deney hiçbir başarı elde edemedi ve program kapatıldı (resmi kaynakların söylediklerine göre).

5-ABD Hükümeti, 2.Dünya Savaşı’ndan Sonra Nazi Bilim İnsanlarını Kaçırdı

Bu komplo diğerlerinden biraz daha zor gözükse de, 1. Dünya Savaşı’nda yenilgiye uğrayan Almanya’dan Amerika’ya 1,600 bilim insanı gönderildiği söyleniyor.  Hatta bu bilim insanlarından bazılarının MK-ULTRA Projesine katıldığı ve Von Braun ismindeki kişinin balistik füze ajansında Kalkınma Operasyonları Bölümü müdürü olarak çalışmaya başladığı belirtiliyor.

6-Su, Kurbağaların Cinsiyetini Etkileyebilir 

Infowars adındaki radyo programının sunucusu ve aynı zamanda bir komplo teorisyeni olan Alex Jones, sudaki kimyasalların kurbağaları gey kurbağalara dönüştürdüğünü iddia etti.  Suyun kurbağaların cinselliklerini etkilediği yönündeki “teorisini” desteklemek için pek çok kanıt olmasa da yapılan bazı çalışmalar insan yapımı kimyasalların kurbağanın cinsiyeti üzerinde bir etkiye sahip olduğunu ortaya koydu.

Kaliforniya Üniversitesi’nde 2010’da yayınlanmış bir çalışmada, yaygın bir böcek ilacı olan atrazine maruz kalan 10 erkek kurbağadan bir tanesinde, dişi kurbağa dönüştüren hormonal bir dengesizlik yaşadığı tespit edilmiştir.

7- Kamu Sağlığı Hizmeti, Siyahi İnsanların Bilim Adına Boşu Boşuna Olduğunu Ortaya Koydu

Frengi; tedavi edilmezse körlük, felç veya ölümle sonuçlanabilecek kadar kötü bir hastalıktır. Ta ki penisilin keşfedilinceye kadar… Hastalığın doğal seyrinin penisilin araştırmalarında kullanılması içi programa, Alabama’nın en fakir bölgesi olan Macon’dan 600 kişi katıldı. Araştırmaya 1932 yılında başlandı. 399’u frengi olan siyahi erkeklere, “kötü kan” tedavisi görecekleri söylendi. Penisilinin 1945’te keşfedilmesinden sonra da bu araştırma sebepsiz yere devam etti. 6 ay olarak başlanılan araştırma, tam 40 yıl sürdü. Doktorlar, ilacın iyi gelip gelmeyeceğini doğal olarak görmek için erkeklerin boşu boşuna ve acı içinde kıvranarak ölmesini seyretti. Araştırma, New York Times’da kendi hakkında bir makale yayınlamasından sonra 1972’de sona erdi. Araştırma sırasında frengi olmayan 28 erkek frengiden, 100 kişi hastalık ile ilgili nedenler, 40’ı da eş hastalığından dolayı hayatını kaybetti.

8-ABD Hükümeti, Alkol Kaynaklarını Bilerek Zehirledi

Politikacılar, 1920’de insanların içki içme alışkanlığını engellemek için bir yasak başlattılar. Ancak bu sefer de içkilerin yasa dışı üretimine ve dağıtımına başlandı. ABD hükümeti, yasaya sert şeyler eklemenin insanlar üzerinde caydırıcılığı olmadığını fark ederek başka bir şey denemeye başladı; kaçak içki kaynaklarını zehirlemek…

Bunu yapmak için hükümet, 1920’lerin ortasında benzen ve cıva gibi toksinleri alkole eklemeye başladı. Ancak en ölümcül olanı; normalde odun alkolü olarak bilinen metanoldü. Bu madde, normalde endüstriyel ürünlerde bulunan bir maddeydi. İçilince felç, körlük hatta ölüm ile sonuçlanabilen bu zehirli maddelerin karıştığı alkolleri tüketen yaklaşık 10 bin kişi hayatını kaybetti. Bu zehirli yasak, 1933’te sona erdi ancak hükümet 1970’lerde esrar kullanımına ilişkin benzer bir yöntem kullandı.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir