Erdoğan, İslami Eğitim ile Türkiye’yi Yeniden Şekillendirmeyi Amaçlıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı, ulusu sekillendirmek için “dindar bir nesil” yaratmak istediğini söyledi. Bu yüzden hükümet, İslami değerleri öğreten okullara yatırım yapıyor.

İstanbul’a bakan bir tepede, 50 yıl önce yoksul bir ilçedeki okul İslami dersleri anlatan dini bir okuldu. Bu okulda eğitim gören Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin gelecekteki başkanıydı. Okul, devlet tarafından genç erkekleri imam ve vaiz olmaları konusunda eğitmek için kurulan ilk İmam Hatip Okullarından biriydi.

Eylül ayı 2017-2018 eğitim-öğretim yılının başında Erdoğan, eski okulunu ziyaret etti. Bu okulları geliştirmek için yapılan  11 milyon dolarlık yatırım sonrasında Erdoğan’ın eğitim gördüğü okulun adı “Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi” olarak degiştirildi. Erdoğan çocukluğunun zorlu günlerini ve eğitim hayatında bir öğrenciyi başarıya götüren temel etkenleri anlattı.

Erdoğan, “Bütün eğitim ve öğretim sistemimizin ortak hedefi, tarihine, kültürüne ve değerlerine saygılı ve bağlı iyi insanlar yetiştirmektir” dedi. Erdoğan,  bayrak sallayarak çocuklara okulun yeniden açıldığı bir törende  seslendi.

Erdoğan, amaçlarından birinin ağırlıklı olarak Müslümanların bulunduğu Türkiye’de “dindar nesil” in yeni bir medeniyet inşası için çalışmasını sağlamak olduğunu söyledi. Son konuşmalarında, Türkiye’nin Osmanlı tarihini ve batı fikirleri ve bu fikirlerin etkileri üzerindeki yönetimsel başarılarını vurguladı. İmam Hatip Okullarının ya da imamlık ve vaizliğin yeniden canlandırılması, Erdoğan’ın  yıllarca süren laik hakimiyet sonrasında milli hayatın temeline “dini” koymaya yönelik çabalarının bir parçasıdır. Erdoğan’ın eski okulunu yeniden inşa etmek için milyarlarca dolarlık bir harcama yapılması,  hükümet programının din eğitimi yatırımlarının sadece bir parçasıdır.

Reuters’in hükümet bütçesi ve yatırım planlarına yönelik yaptığı bir incelemede; İmam Hatip Liselerinde bulunan 14-18 yaşları arasındaki çocuklar için yapılan harcamaların 2018 yılında 6.58 milyar lira (1.68 milyar dolar) olacağını gösteriyor. Bu rakam toplam okul bütçesinin yaklaşık dörtte birini oluşturmaktadır. Her ne kadar 645 bin imam hatip öğrencisi toplam lise öğrencisi nüfusunun yalnızca yüzde 11’ini oluştursa da, eğitim için ayrılan kaynakların yüzde 23’ünü alıyor. Söz konusu rakamlar anaokulu’ndaki öğrenci başına harcamanın iki katını oluşturmaktadır.

İmam Hatip eğitimi 10-14 yaş grubundaki öğrencilere yani ortaokullara kadar genişletildiğinde 2012’den bu yana toplam öğrenci sayısı 4000 olan okulların, öğrenci sayıları beş kat artarak 1.3 milyon öğrenciye yükseldi. Hükümet, 2018 yılında 128 İmam Hatip Okulunun inşasını tamamlamak niyetinde ve bütçe ve yatırım planlarının yüzde ellisinin bu şekilde gösterilmesini planlamakta. Türkiye ayrıca, bazıları İmam Hatip Okulu haline getirilen devlet okullarındaki din eğitim ve öğretimini de arttırmıştır. Ancak İmam Hatip Okulları aldıkları ek ücretlere rağmen,  devlet okullarına kıyasla önemli ölçütlerde daha düşük performans gösteriyor.

Türkiye’deki Milli Eğitim Bakanlığı, İmam Hatip Okullarının genişletilmesi ile ilgili sorulara cevap vermedi. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, daha önce hükümetin yeni İmam Hatip Okulları açarak halkın talebine yanıt verdiğini söylemişti. Aralık ayında ise İsmet Yılmaz bir okul camisinin açılış töreninde “Vatandaşlarımız ne derse desin, yapıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanlığındaki bir yetkili, Reuters’i Erdoğan’ın İmam Hatip okullarıyla ilgili genel açıklamalarına yönlendirdi ve daha fazla yorumda bulunmayı reddetti. Bir hükümet danışmanı ise “İslam insanlara zorla öğretilmiyor. Herkesin İmam Hatip Okullarına gitmesi gerektiği de söylenmiyor. Çocuklarını İmam Hatip Okullarına göndermek isteyen ailelere sadece bir fırsat veriyoruz” dedi.

Din eğitiminin Türkiye’de yaygınlaştırılması bazı Türkleri rahatsız ediyor. Bir kısım ebeveyn, öğretmen ve eğitim yetkilileri ile yapılan görüşmeler, İslam’ın eğitimdeki rolü üzerine derin sorunlara işaret ediyor. Bazı laik ebeveynler, İslamcı okul hareketinin çocuklarını kaynak ve fırsat eşitliğinden yoksun bıraktığını söylüyor. Bu farklılıklar, toplumun liberal ve laik kesimleri ile muhafazakar dindar kesimleri arasındaki anlaşmazlığın önemli bir parçasını oluşturuyor.

Erdoğan’ın İslamcı köklü, Adalet ve Kalkınma Partisi “AK Parti”yi 2002’de yıkmaya başlayan bu farklılıklar oldu. O zamandan beri eleştirmenler Erdoğan’ı, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923’te kurduğu laik devleti değiştirmek ve temellerini zayıflatmakla suçlamıştı. NATO üyesi Türkiye ile ABD ve Avrupalı ​​ortakları arasındaki ilişkiler gerginleşti. Ankara’nın Avrupa Birliği’ne girme hedefi durdu ve Batı ülkeleri Temmuz 2016’da başarısız bir askeri darbenin ardından toplu tutuklamalar üzerine Türkiye’yi  ciddi şekilde eleştirdiler.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir