Biyolojik Saatimizin Karışması, Ciddi Sorunlara Yol Açabilir

  • mm
  • 1 hafta önce
  • 64 Görüntülenme
  • 0 0

İngiltere’de yapılan yeni ve kapsamlı bir çalışma; beyin ve vücudun, sirkadyen ritimler olarak da bilinen dinlenme ve aktivite döngüsünün, biyolojik saatimizin bozulmasının ciddi zihinsel sağlık problemlerine yol açtığını ortaya koydu.

Biyolojik Saatimizin bozukluğu, kavramsal bozukluğa, yüksek kaygı ve kanser riskine sebep oluyor

Uyku sürelerimiz, Dünya’nın gündüz-gece evrelerine uyacak şekilde ayarlayan fizyolojik ve genetik mekanizmalar o kadar karmaşıktır ki. Sadece bu konular üzerine çalışan “kronobiyoloji” adında bir bilim dalı oluşmuştur. Ancak biyolojik saatlerimiz; gözümüzün algıladığı ışık miktarına ve kalitesine karşılık olarak epifiz bezini melatonin üretmeye zorlayan, üst kiyazmatik çekirdek adı verilen beynin bölümü tarafından belirlenir.

Ve her ne kadar hepimiz 24 saatlik bir zaman diliminde yaşıyor olsak da kronobiyoloji alanında yapılan yeni bir araştırma. İnsanların “gece kuşları” ve “erkenci” olarak iki gruba ayrıldığını ortaya koydu.

Her iki grupta da, kronotipleriyle uyuşmayan işlerde çalışan insanların kronolojik olarak uykusuz kaldığı ve bu sebeple kavramsal bozukluğa, yüksek kaygı ve depresyona ve artan kanser riskine yakalandıkları belirtiliyor. Diyabet ve kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırarak da erken yaşta ölüme sebebiyet verebiliyor.

Lancet Psikiyatri adlı dergide yayınlanan bu çalışma; bir hafta boyunca 91.000 gönüllünün gündüz aktivitelerini akıllı saatler kullanarak inceledi. Birkaç yıl sonra, aynı gönüllüler psikolojik açıdan nasıl hissettiklerine dair oluşturulan bir anketi doldurdular.

Araştırma yazarları, gün içerisinde değil de gece daha fazla aktivite sergilen kişilerin sirkadyen ritimlerinin bozulma  ve %3-20 arası bipolar bozukluk, %10’u yalnızlık ve mutsuzluk sorunu gibi büyük depresif bozukluklara yakalanma riskinin % 6 ila 10 arasında olduğunu buldular.

Araştırmanın baş yazarı olan Dr. Laura Lyall, “Araştırma sonuçlarımız; günlük sirkadyen ritimlerin ve psikolojik bozuklukların arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Ancak, bunlar gözlemsel örnekler. Psikolojik bozuklukların sirkadyen ritimlere bağlı olup olmadığını veya sirkadyen ritimlerindeki bozukluk yüzünden depresyon durumların yaşanıp yaşanmadığı hakkında kesin bir şey söyleyemez” dedi.

Yazarlar, araştırmadaki bazı eksikliklerine rağmen. Hareket verilerinin büyük deney gruplarında dinlenme-aktivite modellerini incelemenin en ucuz ve kolay yolu olduğunu fark ettiler. Ek olarak, çocukluk ve erken yetişkinlik dönemindeki çoğu psikiyatrik durum göz önüne alındığında. Genç gönüllülere odaklanan sonraki çalışmaların, bu tür bozukluklar. Sirkadyen ritimler arasındaki nedensel bağlantıya ışık tutabileceği ve daha iyi tedavilerin bulunmasına yol açabileceği düşünülüyor.

İflscience

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir